Showing posts with label fantasy fiction. Show all posts
Showing posts with label fantasy fiction. Show all posts

Thursday, May 10, 2012

A Discovery of Witches

Deborah Harkness, daha yetiskin ve belki de akademik ilgileri olan kitle icin cadili, vampirli roman yazmis. akademik ilgileri olan kitle derken, olaylar Oxford'da, ve agirlikli olarak Bodleian / Duke Humfrey's Library'de geciyor -isin akademik kismi (simdilik) o. su sira kafam pek baska bir sey kaldirmadigi icin a Discovery of Witches'i okuyorum ve resmi olarak beyan etmek isterim ki, Matthew Clairmont'la firtinali bir ask yasiyoruz.

bahsettigim gibi, olaylar (olaylar) Oxford'da geciyor. Deborah Harkness tarihci ve yazar, Oxford'un yerlisi degil ama buada kalmis. kitap, bu kendini sehir sanan akademik bubble'daki gunluk hayata dair yuzlerce detayla dolu. boat houses'a giden parklara, henuz acilmadiklari erken saatlerde Merton College'in oradan ziplayip girilebilen yeri bile not dusmus. cakkkaaal. bana yasattigi turlu nostaljinin yani sira, Oxford sahiden de cadili, vampirli bir roman icin mukemmel setting. zaten ne yana donsen gargoyle, nereye baksan (faux) Medieval spires. Diana, New College Lane'den gece yururken urperdiginde, ben de urperdim, cunku zaten biz de gece oradan yururken urperirdik.

 

allahini seven ustume yakisikli ve karizmatik akademisyen vampir atsin.


not: serinin ikinci kitabi Shadow of Night bu yaz cikiyor. 

Thursday, May 03, 2012

cizgilerle tahtlarin savasi

yazi yok, cizim var. biraz bos durdum, biraz durmadim gibi olsun.

surada cok basarili bir joffrey 'the orço' baratheon feat. the dog illustrasyonu var. insanin cizim joffrey'i bile islak odunla dovesi geliyor. arkadas, ilac icin bir tane "yaziik" diyebilecegimiz, iki satir/sahne boyunca olsun ozdeslesecegimiz yonu de yok ki iblisin.

bu linkte ise kali ciesemier'den* bir seri game of thrones illustrasyonu: roose bolton, brienne, sansa, jon snow.

allahini seven ustume fantazi edebiyat atsin: romani olur, dizisi olur; fan art'ina bile talibim.

* bu kali ciesemier'in diger islerine de bir goz atin. biri daha solid, biri daha linear, iki farkli tarzda isleri var. ben iki tarzini da begendim.

Saturday, April 07, 2012

game of thrones s02e02 yahut erken gelen mutluluk

game of thrones bu hafta bir surpriz yapip, ikinci bolum yayini her official kaynakta 8 nisan gorunmesine ragmen, ilk bolumden uc gun sonra yeni bolumuyle belirdi. izledigim kopyada HBO logosu da vardi, dolayisiyla bir yerden sizmaktan ziyade sahiden HBO tarafindan yayinlanmis gibi. acip gugillatsam eminim bunun hakkinda yazilmis bir milyon forum post'u falan vardir; ama useniyorum. zaten konumuz da bu degil. fakat merak ettigim, pazar gunu ne yayinlanacak? ucuncu bolum mu? ikinci bolum tekrar mi? ilk ihtimalin yuzdesini cok dusuk buluyorum. bu durumda, yeni bolum icin bir hafta beklemek yerine 10 gunden fazla beklemis olacagiz ve bu bizi uzecek. ama unlu amerikan buyugu janis joplin'in de dedigi gibi: "get it while you can"*


*dikkat! burada derin ve cok katmanli bir gonderme kullandim, bos gecilmemesine.


yine izleme sirama gore step by step (uu beybee) gidecegim:

  • jaqen h'ghar'i (ki herifin adini dogru yazayim derken actigim a wiki of ice and fire'da spoiler'in buyugunu yedim; ben ettim siz etmeyin) ilk belirdigi sahnede biraz zayif buldum. ama ilk intiba yaniltabiliyor (burada da mesaj var demek isterdim ama yok); dizideki jaqen, konusmasi ve tavirlari ile, benim tum serideki favori karakterlerimden biri olan bu tekinsiz herifin hakkini vermis. ucuncu tekil sahista konusmasi ise, 90'lari yasamis her turk insanina, ister istemez mustafa sandal'i hatirlatiyor. bu bag kuruluyor, buna yapacak bir sey yok.   

turk gencinin inanilmaz basarisi. shae giyinik oldugu nadir sahnelerden birinde.
  • sibel kekilli'nin shae'i oynamasinin, diziye en az %40 daha fazla turk seyirci kazandirdigina iddiaya girebilirim (kolasina). hatta hazir boyle iddiaya giriyorum, facebook grubu acayim. bunun yani sira, ikinci bolumde abazan turk (ve ecnebi) gencini mutlu edecek malzeme bol. sunu demek istiyorum beyler: sevisme var, meme var, boyle seyler. 

  • tyrion lannister, kalplerin sampiyonu. kitapta da dizide de tartismasiz EN IYI repliklere sahip oldugunun hakkini herhalde herkes verecektir. deadpan humor'unun hastasiyim ve her belirdigi sahnede neseyle ellerimi cirpiyorum. neyse ki, ikinci kitap dahil, ilerleyen bolumlerde de tyrion'suz kalmiyoruz. hatta ikinci sezonda ana karakter olacaginin mujdesini vereyim de siz de benimle birlikte el cirpin. firsat verilse, kendisiyle BFF olurum. shae'yle takilmadigi ve asiri sarhos olmadigi zamanlarda iki muhabbetin belini kirariz. 

balon greyjoy, krallik bu DEYIL.
  • ve sonunda theon'un ayrin da ayrin diye siksik ettigi iron islands belirdi. bu biraz, "biz makedonya gocmeniyiz" diye kasilan arkadaslarin, makedonya'yi yerinde inceledikten sonra kackackac diye istanbul'a donup topragi opmeleri tarzinda. iron islands lokasyonu icin ya kuzey irlanda, ya kuzey iskocya kullanmis olsalar gerek (gugilla bunu da bulurum, ama gordugunuz gibi bakmamaya devam). yorumum su: surgune gideceksem, son tercihim burasi olur. yagmur, bulut, rutubet, romatizma -ideal bir kabusta aradigim her sey var. ortamlari da izbe zaten. insan kendini kral ilan etmeye utanir. balon greyjoy'un ilk belirdigi sahnede "git bir sacini basini yika, bulutsuzluk ozlemi'nin solisti gibi geziyorsun" diye bagirdim ekrana dogru. bir sey izlerken kaptirip nenelesmenin tadi da az seyde var karagozlum.

davos, davosing.
  • davos seaworth: o bir mensch, o adamin hasi. davos, stannis'e duydugun sadakati takdir etmiyor degilim ama adam MUHASEBE MUDURU (bkz: onceki bolum). neyse sen bilirsin, sonra stannis iron throne'a oturamazsa gelip bana aglama.







chamber of the painted table. obruklara dikkat.
  • muhasebe mudurunden laf acilmisken: dragonstone'daki chamber of the painted table sekansi, starring stannis baratheon and melisandre aka the red woman. basta "sevisme sahnesi gormek isteyene bu bolumden cok ekmek var" duyurusunu yapmistim. acikcasi ben tam "insallah o masada sevismeye kalkmazlar" diyordum ki, korktugum basima geldi. carpet burn bile yeterince kotuyken, insanin kicina basina minyatur ordularin batmasi? yetmezmis gibi, yer sekilleri de isin icindeydi: tepe, plato, obruk, cesitli karstik olusumlar (cografya bilgimle basinizi dondurmeye niyetliyim.) tutku da bir yere kadar. popoma oyuncak asker battigi dakikada o is biter dostum.

ve bir bolum de boyle geride kaldi. tekrar gorusmek uzere, esen kalin.

Monday, April 02, 2012

winter has come

bittiginde karalar bagladigimiz, kis gelsin diye agitlar yaktigimiz game of thrones ikinci sezonuyla dun geri dondu. "kis geliyor vay" yakarislarinin bahara sarkmasi zamanlama itibariyle biraz tuhaf olsa da, ic sikintisinin bir yasam tarzina dondugu su gunlerde, en azindan westeros'a kacabiliyor olmak guzel sey, umutlu sey (taniyanlar bilir, escapism'de bir dunya lideriyimdir.) bir yandan da nereden nereye. game of thrones kaldigi yerden devam ediyor ama biz hayata onun biraktigi yerden devam etmiyoruz. sezon finalini yaptigi 19 haziran'dan bu yana ne devranlar dondu GoT.

simdi sezon premiere'ini dakika dakika inceleyelim. kendinizi evinizde telegol izliyormus gibi hissedin.

***bundan sonrasi ilk bolumu izlemeyenler icin cesitli spoiler'lar icerebilir uyarisi***


  • tyrion'un, bu sezon da has adamimiz olacagi acik. daha ilk dakikalarda ettigi su cumle ile benden alkisi aldi: "You love your children. It's your one redeeming quality; that and your cheekbones." burada benim hafiften gerizekali oldugumu sezmis olabilirsiniz: o diyaloglari senaristler yaziyor pinar'cim. lutfen beni yargilarken, su siralar maraton bir song of ice and fire okumasi yaptigimi ve besinci kitaba geldigimi goz onunde bulunduralim.   


  • bran'i evlat edinmek konusunda ciddi dusunuyorum. soylemeden gecemedim.
    benim olacaksin. benim!
  • weirwood agaclari cok guzel. civarda dikilebilecek yer dusundum, bulamadim. belki sanatcilar parki? cihangir ispark'in ustundeki post-apocalyptic parka olmayacagi acik. fakat bir godtree'miz olsa fena mi olurdu? yapraklari kirmizi, gozleri yasli?
  • iki onemli nokta: 1) joffrey'nin hala yatacak yeri yok, ve 2) bazi sorunlari cozmede anne terligi hala bir numara.
  • targaryenler damarlarinda akan asil kani sulandirmama adina inbreeding'e yonelmekte kotu etmisler diyebilir miyiz? bence netice muspet (arada birkac deli kral cikiyor, onlari da idare edersin.) tercihi hafif balik etinden yana olan arkadaslarin da bu soy soylama pratiginden memnun kaldigini tahmin ediyorum.
  • craster'i kafamda basbayagi grotesk canlandirmistim; adam edebiyat hocasindan hallice cikti. bana casting direktorunu baglayin.
  • biraz da ambiyans: westeros'un cok guzel canlandirildigi detayini atlamiyorum <-- bakin yazdim. kitaplari okurken cikisi olmayan bir girdaba suruklendigim dogrudur; ustune de dizinin cok basarili gorsel produksiyonu beni meksika dalgasina kadar goturdu. casting direktorunden sonra bana goruntu yonetmenini baglayin.
vergi dairesi icin 2'yi tuslayin.
robb bir atarlanma aninda.

  • stannis baratheon, siz cok yanlis gelmissiniz. muhasebeci kilikli bu herifin kral olacagi bir dunyada yasiyorsak ben isyan ederim. isyanim ekte: \o/. chronicle tuttururkenki tavri bir anda aklima A.E. Pessimal'i isinladi. tabii benim her ahval ve seraitte discworld'e isinlanmam, en kotu ihtimalle kucugunden de olsa bir referans vermem hayatin bazi kacinilmaz gerceklerinden.








  • gelin itiraf edelim: ben de king in the north'a diz cokerdim. robb stark "uu beybi" diyecegimiz tarzda birisi. bu sezonda bol bol atarlanmasini izlemek nasip olsun insallahdinimizamin.


ve iste bahari karsiladigimiz su coskulu (insert own adjective) gunlerde, yaklasan kisin ve savasin tam ortasina dustuk. sikayet? benden yok. 3 haziran'a kadar pesindeyim birakmam (enter levent yuksel, exit yours truly.)