Showing posts with label musings. Show all posts
Showing posts with label musings. Show all posts

Monday, February 06, 2012

spektor revisited

yolda gelirken (ki su siralar arpam fazla kactigindan midir nedir, a noktalarindan b noktalarina kostura kostura yuruyerek variyorum) shuffle'dan regina spektor - on the radio cikti. degme felsefeye tas cikartir bir hayat ozeti; paylasiyorum:

This is how it works
You're young until you're not
You love until you don't
You try until you can't

You laugh until you cry
You cry until you laugh
And everyone must breathe
Until their dying breath

No, this is how it works
You peer inside yourself
You take the things you like
And try to love the things you took

And then you take that love you made
And stick it into some
Someone else's heart
Pumping someone else's blood
And walking arm in arm
You hope it don't get harmed
But even if it does
You'll just do it all again

en sevdigim kisimlarina da bold'u caktim. simdi son bir kiyak gecip sarkinin pek sevimli videosunu da paylasayim:

Thursday, September 15, 2011

annus horribilis

ortodoks kilisesi gibi, eylul ayinin baslamasiyla (trivia: kilise takvimi 1 eylul'de baslar) kendimi yeni bir seneye baslar hissediyorum. senelerin profesyonel ogrenciliginin getirisi: eylul-ekim demek yeni ogrenim senesi demek. gecen gun bahsettigim o pazar gunu kilikli agustos bitince, insana pazartesiyi (ama isin dogrusu bazen de nedense cumayi?) hatirlatan eylul'un zamani. iste o zaman geriye donup seneye retrospektif bakislar atiyorsun. bazi high -ya da low- lightlar:


- gecen sene tam bu donemlerde yeni basladigim pozisyonda basindan beri turlu sikintilar cektim; gerek yukseklisans kismi, gerekse asistanlik gorevleri olsun. danisman/patronla cinnete suruklenmeye sinirsel olarak artan astim eklenince yenilmis sayildik. (-)

- yeni tasindigim ev ocak-subat gibi eskidi. kacasi oldum. nisan ayi gibiydi kalici olarak kactim. (-)

- subat-temmuz arasi gorece parlak bir doneme imza atmis gibi gorunsem de, buyuk oranda ev kadinligi rolunun getirdigi sikintiyi goz ardi edemeyiz. ustelik her cikisin bir inisi oldugu gibi bu da bilinen sekilde neticelendi. cok da cikmamistim aslinda. (-)
clueless in bodrum. countdown to ext: 1 day.

- epik proporsiyonlarda kotu bir yaz tatili. iyi basladi (bu yaz saglam gezi yapti) ama ani viraji alamayarak bodrum'da duvara cakti. (buyuk -)

- saglik durumu hala remisyonda, kritik iki seneyi de doldurmus olmaktan dolayi buyuk bir arti. ama bildiginizin aksine saglam vucut illa ki saglam kafayi getirmiyor. bu durumda (±) (ingilizce ogretmenlerinin sevdigi bir puanlama: yarim arti).






turkiye gundemine girmek, bahsetmek dahi istemedim. bir gunluk gundemin (mesela bugunku) bile oglene dogru insani migren atagina sokabilecek kadar korkunc olmasi hasebiyle, bu sene de cennet vatanda herhangi bir iyilesme gorulmedigi gibi, her turlu rezillik yine arka arkaya yasandi. turkiye'ye her sene annus horribilis. basquiat'yi anarak: SAMO.

bu noktaya gelmeme su kadar kaldi. bakin su >--< kadar.
sene sonlarinda soylenen "iyisiyle, kotusuyle" klisesini kullanirsak, acikcasi, kac puan artidayiz, ne kadar eksideyiz (gerek bireyler [ben] gerekse tuzel kisilikler [siz hepiniz]) tam hesaplayamiyorum. beseri bilimlerde her eksinin-artinin degeri ayni degil. o yuzden bunu gecelim. benim sorum su: bu her sene tekrarlanan ve bir onceki seneyi (her zaman degil tabii ama aziz dostum alfi'nin dedigi gibi "1997'den sonrasi hep downhill hocu") aratan annus horribilis son dakikalarinda muthis bir vucut calimiyla annus mirabilis'e donusecek mi? yoksa bunun icin takvim senesini yahut tanrilar tarafindan henuz kesinlestirilmemis/benim haberim olmayan/kaos kelebeginin durumuna bagli bir zamani mi bekleyecegim?



kestane kebap, acele cevap.