Showing posts with label stuff. Show all posts
Showing posts with label stuff. Show all posts

Wednesday, May 25, 2011

haymatlos

yine tasindim, o halde yeni bir blog yazisi yazmamam icin hicbir sebep yok. bildiginiz uzere, ben her tasindigimda, her lokasyon degisikliginde ve benzeri aktiviteleri takiben bir blog yazisi yazarim. tebdil-i mekanin cogumuza ferahlik, bana ise buna ek olarak ilham verdigi dogrudur.

simdi soyle: bir evden ciktim (bye bye mashattan, hoscakal rezidans hayati, gule gule under construction koridorlar) ama teknik olarak baska bir yere tasinmadim. bu da beni resmi olarak haymatlos (alm. heimatlos -hala bu sozcukten bihaber kisiler var. 2011'in istanbul'unda!) yapar. en son oxford'da trinity'nin misafir odasinda kalirken bu kadar yersiz yurtsuzdum; bana ne zaman ve hangi odanin verilecegi belli degildi, pazartesi ve cumalari misafir odasinin (dairesinin) salonu ayni zamanda kolej doktorunun bekleme salonuydu ve turlu gripli insan sabahlari ben uyanmadan salonda beklesmeye baslamis oluyordu. tabii, dusununce, simdikine oranla cok daha rahatsiz edici bir duzen. rahatsiz edici demisken, duzenim (or lack thereof) rahatsiz edici falan da degil. sadece turistik. ama ben hep boylesini istememis miydim? biraksalar otelde yasarim diyen, yaptigi is soruldugunda turistim diye cevap veren bir insan bundan rahatsiz olur mu? olmaz. ben de olmuyorum zaten. sadece tasindigimi ama aslinda tasinmadigimi anlattigim bir blog yazisiyla gelenegi devam ettirmek zorundaydim.

with love from cihangir. bu aralar da herkes burada.

Tuesday, February 15, 2011

cenaze sekli

oldugumde bana su sekil bir toren yaparsaniz cok memnun olurum. bir azize gibi, bir bodhisattva gibi dileklerinizi yerine getiririm. o kadar rebet'i nereden bulucaz edicez falan gibi bahaneler de istemiyorum; insan kac kere oluyor?

 

 1983 yapimi rembetiko filminden son sahne: marika'ya veda.

(morbid yazi yazmadim, yarin oburgun gitmeyi planlamiyorum. ama aranizda benden genc olanlar var. soz ucar, yazi kalir stayla.)

Wednesday, June 09, 2010

buyuk beklentiler

seneler sonra great expectations'i tekrar izledim, francesco clemente'nin cizimlerine yne hayran kaldim. filmi ilk izledigim tarih 2000'den oncesi olsa gerek, demek ki henuz new york'a gitmemisim, san'at dunyasina karismamisim; ayni seyleri hala begendigime gore de ya sahiden bana cok hitap etmis ya da pek ilerleme gostermemisim. (bence ilki)

bu arada clemente'nin film icin degil, kendisi icin yaptigi islerin o kadar da hastasi degilim niyeyse. yine de mesela bu, map of what is effortless, cok guzel; hem cagrisimli hem hayvanli.

ne ogrendik? the past is a foreign country.

Tuesday, June 01, 2010

Eva Peron'lastim

yine ayni temayi devam ettireyim, cok fena aklima takildin be tango? suradan ulasabilirsiniz az evvel (iki gun once) bahsini gecirdigim filmin mithis tango sahnesine. featuring: jessica biel und colin firth. kazik gibi sirtla (colin) tango yapmak da her babayigidin harci degildir. hem mr. darcy, hem tango yapabiliyor; ol de olelim?